cebinden çıkar. koskoca kağıtlar araptan da koskoca kesilerek ufaltılmış. üzerinde sodyum sülfat üzerinde kendi tarihin. tarihini yazmanın tarihi sabit eksenli dairesel dönme hareketi edebilir ve kırmızı mürekkepler cebinden çıkmayabilir -idi, eğer ki çorapları ayıklamasaydın. ekrem amca’nın bir gün yangın çıkarmayacak ısıtıcısını açtın, yorganların altına girdin, bilim tarihine şaştın, iyiydin. kendi tarihine üzülebilirdin, eğer ki iyi olmasaydın. kağıt boyasından kumaş boyasına cebindekiler pantolonun eskiyene kadar, cilt yaraları, bel delikleri, kan mı toplamış yoksa ben mi, hafızan eskiyene kadar. iyiydin, uyudun, buraya geldin. yıldızların da geldiğini söylediler, nasıl geldiğini, nasıl geldiğini bilmediklerini, nasıl geldiklerini bilmediğini bu kadar düşündün. inatla bakılan göziçleri, zorla alınan gülümsemeler, zafer. haftada bir toplanan çöpler, hiç alınamayan selamlar, pes ettin. masandaki gerçek çiçeğe şaştın, kendi tarihine üzüldün.
(01032012 / kaçbinyıl oldu. çocukluğunu. şarkılar kişiler arasında ve tartışmalar iki kişi. şimdi öldü şarkıcı ve yanlış zamanda ne güzel annesi. sıfatları. oraya buraya şuraya taşınan kutu içinde tanıdık el yazısı, muz kabuğunun iç kısmı. bataklığı. bilmediğin bir memleketteki bilmediğin bir kıza benziyorsun. hatırla. ensonbu mu oldu? kaç-bin-yıl oldu. elinde koskoca adamın sana seçtiği şarkılar, sen hatırla. anca. pis bencil.)
sana benzeyen senden başkalar, seni seven. senden başkalarına hiç kimselere hiç bibok ifade etmeyen kendi tarihin. masandaki çiçeğin sarı oluşuna sevinirdin, eğer ki iyi olsaydın. atom mühendisi olurdun, bunları düşüneceğine şunları yapsaydın. şimdi şu kadar anlamlı sayılarla tartılan sodyum sülfat, parmak uçlarındaki bombe kadar ediyor yaklaşık ve su konulmazsa insan çamura dönüşmüyor, hatta çok yüksek derecelerde saydamlaşıyor. bunları düşünmeseydin, kimin aklı kimin zahmeti ilk un ve yumurta ve sütü karıştıran kimdi. orijini böyle değil ama dedin (orijin dedin), kime ne faydası var, senin iyinin, onların aklının, çiçekler olsun, boşverin. tam bir hafta önceki kendi tarihin kesilerek ufaltılmış kağıtlarda, tam bir sene önceki 329,8 km uzakta. şaka. tekrar istemediğin kendi tarihine istesen gidemeyeceğine üzülüyorsun. deli derler. babalar bile kızlarına deli derler der. babalar bile oğullarına madem geldin dünyaya der.

halbuki ben tam böyle sarı çiçekler koyacağım terasa. heveslerimi sayfalar üzerine koyuşumun oluşturduğu kendi tarihim, kitapların ilk sayfalarına rakamlar, hep şu kadar sene geçti demek için. tam bir sene önce sevim, tam bir hafta önce simone, “bir gün kimse varlığımı duyumsamayacak.” bir gün.