pdunin

dünya bir tasarım bürosunda yapıldı tlf:

oley olsun mu ismi
dev bi ölmek heykeli
şurası mı yanıyor dediler
devleri fetheden cumartesiler
cuma geceleri uğruna yok etmek amacıyla girilen mücadele
meraklı yabancılar izlerini bulmasın diye
sesin sana selamı var
duayı bitirince, üzerine, bir kudurganlık var
tekrar tekrar
paşkov topu fırlatmış
bana sen de sarhoşken diyor
tombo sıfıryedi uç kutusunun alt kısmındaki delik gibi
ALALALALALALALA.mp3 
dinle
bir w için birbirimizi kırmayalım demiştik
c’ye sıçılır mı ci?
felaket yağdırıyorsa
demiştim dedim yansıyordu, buharlaşıyordu, kapatmıştım, üç adam bir tuvalet.
pişmanlığını bildiren salçalı modemin esrarı
asiyi ve bozanı içeri
playboy dergisinde yakup kadri müstearıyla
“Nejat Efendi’nin çalışında Peregrini’nin ihtirası, ateşi yoktu.”
yattığım sırada ruhumla kurtuluş parkına ulaştım
dinledim, yüzeyin son üst çıkışışı zamanınnı
ballıbabagillerle konuşmadım

ci ve d

dışarık.

eli kulağında. çatılardaydı, ama hep kulağında. sonların tarihlerini değil, sonların başlangıçlarının tarihlerini tutarsın, o yüzden bugünü unut. hemen çatıların sol altındaki evlerin kırmızı koltuklarındaki hareketleri, daha önce o evde çekilen perdeleri, yatay kadınları. 

kendine bir kıymık ev bak. yapabilirsin, biliyorsun. 

five out of five trophies, peki ya şimdi, yani sonra? terasın yoksa küvetin olsun. özür dilerim, ama bu kadar.

vidalardan bu kadar sıkılınabileceğini düşünmemiştim, ya da firketelerden. özür dilerim, hayat ve pis mangallar, kırılan, kırılmakla kalmayıp sıkışan kapılar, kapı gıcırtısı martılar, kıymık kıymık dökülen, döktüğün evler, “yalama” olan kapılar-musluklar-onlar-sizler-söyleyeyim mi daha.

kıymık ev, tahta tozu.

yalnız olmam gerek. yalnız olmam gerek.

Sırça Köşk -9-

(internetlerimiz yasak. artık böyle.)

artık sabah beklemelerimde (ankara otobüs çiftleri, eskişehir çanta kardeşleri yerine) bir renkli apartman, bazen bir mor yaşlı-kızıl şişman, bak geliyor yine say ne kadar sürecek ağır ağır, bugün gelecek mi acaba ne giymiş, yan fabrika farklı servis işi ne ve kargalar var.

utan utan. çantan darmadağın, çantanda kalem yerine göz kalemi, her sabah ayna çay bardağı üzerinde, kalem gözünde. kadın olduğun için utan, onlardan olduğun için kendinden.

(artık a,b,c yerine x,y,z)
başlıyor muyuz?

iyi ki doğduk

rivayete göre bazılarının 1 gün sürer, doğaya bırakıldığında 12 ay içinde çözünür, kimi tüketim süreleri 3 hafta, kimi ise 4 yıldır, 4,54 milyar yıl sonunda yarın bitmeyeceği garanti edilemez. bitmeyeceği garanti edilir, çünkü bitmez, değişir.

benden çok eskiyi ben değiştirdim, benden çok eski beni değiştirdi, şimdi istedim ki 26 mı, 28 mi, 40 mı, 90 mı, biraz daha var olsun benimle, üzerimde. birlikte yine değişiriz sonra. 

Sırça Köşk -8-

cebinden çıkar. koskoca kağıtlar araptan da koskoca kesilerek ufaltılmış. üzerinde sodyum sülfat üzerinde kendi tarihin. tarihini yazmanın tarihi sabit eksenli dairesel dönme hareketi edebilir ve kırmızı mürekkepler cebinden çıkmayabilir -idi, eğer ki çorapları ayıklamasaydın. ekrem amca’nın bir gün yangın çıkarmayacak ısıtıcısını açtın, yorganların altına girdin, bilim tarihine şaştın, iyiydin. kendi tarihine üzülebilirdin, eğer ki iyi olmasaydın. kağıt boyasından kumaş boyasına cebindekiler pantolonun eskiyene kadar, cilt yaraları, bel delikleri, kan mı toplamış yoksa ben mi, hafızan eskiyene kadar. iyiydin, uyudun, buraya geldin. yıldızların da geldiğini söylediler, nasıl geldiğini, nasıl geldiğini bilmediklerini, nasıl geldiklerini bilmediğini bu kadar düşündün. inatla bakılan göziçleri, zorla alınan gülümsemeler, zafer. haftada bir toplanan çöpler, hiç alınamayan selamlar, pes ettin. masandaki gerçek çiçeğe şaştın, kendi tarihine üzüldün.

(01032012 / kaçbinyıl oldu. çocukluğunu. şarkılar kişiler arasında ve tartışmalar iki kişi. şimdi öldü şarkıcı ve yanlış zamanda ne güzel annesi. sıfatları. oraya buraya şuraya taşınan kutu içinde tanıdık el yazısı, muz kabuğunun iç kısmı. bataklığı. bilmediğin bir memleketteki bilmediğin bir kıza benziyorsun. hatırla. ensonbu mu oldu? kaç-bin-yıl oldu. elinde koskoca adamın sana seçtiği şarkılar, sen hatırla. anca. pis bencil.) 

sana benzeyen senden başkalar, seni seven. senden başkalarına hiç kimselere hiç bibok ifade etmeyen kendi tarihin. masandaki çiçeğin sarı oluşuna sevinirdin, eğer ki iyi olsaydın. atom mühendisi olurdun, bunları düşüneceğine şunları yapsaydın. şimdi şu kadar anlamlı sayılarla tartılan sodyum sülfat, parmak uçlarındaki bombe kadar ediyor yaklaşık ve su konulmazsa insan çamura dönüşmüyor, hatta çok yüksek derecelerde saydamlaşıyor. bunları düşünmeseydin, kimin aklı kimin zahmeti ilk un ve yumurta ve sütü karıştıran kimdi. orijini böyle değil ama dedin (orijin dedin), kime ne faydası var, senin iyinin, onların aklının, çiçekler olsun, boşverin. tam bir hafta önceki kendi tarihin kesilerek ufaltılmış kağıtlarda, tam bir sene önceki 329,8 km uzakta. şaka. tekrar istemediğin kendi tarihine istesen gidemeyeceğine üzülüyorsun. deli derler. babalar bile kızlarına deli derler der. babalar bile oğullarına madem geldin dünyaya der.

halbuki ben tam böyle sarı çiçekler koyacağım terasa. heveslerimi sayfalar üzerine koyuşumun oluşturduğu kendi tarihim, kitapların ilk sayfalarına rakamlar, hep şu kadar sene geçti demek için. tam bir sene önce sevim, tam bir hafta önce simone, “bir gün kimse varlığımı duyumsamayacak.” bir gün. 

Sırça Köşk -7-6-

“balıkları terbiye eden bir adamdı.”

huyunuzu suyunuzu görüyorum. ağzınız gözleriniz kulaklarınız ellerinizle bana sizi öğretiyorsunuz, iyi öğreniyorum. 

6-(uçtum uçtum.) siz o saatlerde tabi uyuyordum. günaydım. sol köşede unutuldum. abla yapma abla yapma abla yapmadım. (kahvelerimizle geldim. fark edilmedim.) bakışları devirdim. sen yine de bir gidip sordum. sonunda kendi dediği oldum. (öğle yemeğine gitmedim. kahvaltı ettim. fark edilmedim.) çok kavga ediyordum. bak şunu aldım bak bunu beğendim. uyumsuz insanları sevmiyordum. aslında yurtdışı düşünüyordum. sen yine de biraz erken gittim. güldüm güldüm. cık olmazdım. tamam o zamandım. dört tane fazlaydım. (fark edilmedim.) domuz arabasına bindim. domuz arabası nedir merak ettim. güldüm güldüm. çok uyarılanlar oldum. ne dedim. iyi tatillerdim. (uçtum.)-

huyunuzu suyunuzdan görüyorum. sizi en iyi fark edilmediğimde öğreniyorum.

“büyük balıkları küçükleri yemesinler diye sopayla ayırırdı.”  

Meral Tamer annemi niye aradı? / Ezgi Başaran

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1078771&Yazar=EZGI-BASARAN&CategoryID=97

” …

İkincisi de bildiğiniz bir şeyi hatırlatma niyeti aslında. İşinizle boğuşurken, yandaki arabanın berbat şoförüne bağırırken, memlekete öfkelenirken, sevgilinizin kalbini boş yere kırarken, annenize, babanıza, kardeşinize az vakit ayırırken, yağmur bulutundan hayal kırıklığı bulvarı yaratacak kadar karamsar bir halde yolda yürürken bir an durun ve düşünün. Şu anda yapmakta olduğunuz şeyin ne kadar saçma, ne kadar küçük, ne kadar beyhude olduğunu hayatın size hatırlatmasını beklemeyin. Şunun şurasında zevkini çıkarın be..
Demek istedim. O yüzden bunları anlattım.
Yarın da size meme kanseriyle ilgili bazı kıymetli bilgiler vereceğim. “

13.02.2012 07:00 bugün ilk defa güneş doğduğunda (vakit o sentetik düzenle değil de, güneşle ölçüldüğünde) yalnız ben (sabahları erkense yalnız yürünmediğinde) kuşlarla (kuşlarla) uyandım saydım yüzlerimiz aydınlandı.

13.02.2012 07:00 
bugün ilk defa
güneş doğduğunda (vakit o sentetik düzenle değil de, güneşle ölçüldüğünde)
yalnız ben (sabahları erkense yalnız yürünmediğinde)
kuşlarla (kuşlarla)
uyandım saydım
yüzlerimiz aydınlandı.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
– Cat Power - Sea Of Love (44,641 plays)

bu gln için.

i wanna tell you how much i love you!